Türkçedeki Düzensizlikler

< Previous | Next >

Rallino

Moderatoúrkos
Turkish
Türkçedeki bir diğer düzensizlik de iyelik eki -i ile hal eki -de arasına -n kaynaştırma harfinin gelmesi. Bilindiği üzere, normalde sadece iki ünlü arasına kaynaştırma harfi girer. Bir ünlü bir ünsüz arasında kaynaştırma harfine gerek yoktur.

Örnek: Emre'nin okulunda
O bir düzensizlik değil; bir kuraldır. Normal bir sözcüğe gelen ekler sadece y kaynaştırması alır. Ör: Araba --> Arabayı, Arabaya.

Ancak, iyelik eki almış (Genitif) durumdaki bir sözcüğe ismin başka bir hâli eklenirse 'n' kaynaştırma harfi kullanılır. Yani formül: Genitif + n + ismin hâli.

Babamın arabası:

Babamın arabasını (Genitif + akuzatif)
Babamın arabasına (Genitif + Datif)
Babamın arabasında (Genitif + Lokatif)
Babamın arabasından (Genitif + Ablatif)
Babamın arabasının (Genitif + Genitif)
 
  • YaMukPreNseS

    Member
    Turkish
    Ama kaynaştırma sesinin iki ünlü harf arasına girmesi gerekmez mi? Bir ünlü ve bir ünsüz arasına kaynaştırma sesi girmesi durumu düzensizlik yani.
     

    Black4blue

    Senior Member
    Turkish/Türkçe
    Kaynaştırma ünsüzünün bir ünlü ile bir ünsüz harf arasına girdiği pek çok durum var Türkçede. Bence de buna düzensizlikten çok kural demek daha doğru olur.
     

    ism163

    New Member
    Turkish
    Katkıları için herkese teşekkür etmek lazım. Yazıların tümünü okuyamadım, ama okuduktan sonra yorumlarımı eklemeyi düşünüyorum.

    Şimdilik kendimden bir-iki düzensizlik örneği ekleyeyim:

    Türkçedeki "lı/li" ve "sız/siz" ekleri isimden sıfat türetmek icin kullanılıyor. Şeker --> Şekerli, Sahip --> Sahipsiz örneklerinde olduğu gibi...

    Bu kurala uymayan birkaç kelime ise, sıfattan sıfat türetmek gibi tuhaf bir duruma karşılık geliyor. Bunun en iyi örnekleri "hoşnutsuz" ve "tekinsiz"... Gayet açık bir şekilde, buradaki "hoşnut" ve "tekin" kökleri halihazırda sıfat olan kelimeler ve "isim+li/siz" kuralını ihlal ediyorlar.

    Bir de "talipli" kelimesini duyuyorum, ama önceki iki örneğin aksine anlamı tersine çevirmediği için daha da komik duruyor.

    Sizlerin verdiğiniz örneklerde de olduğu gibi, burada da, "dilde herşey mübah" yaklaşımı etkili olmuş herhalde...
     

    Black4blue

    Senior Member
    Turkish/Türkçe
    Hoşnut ve tekin sözcükleri zaten sıfattır. Bir ismi nitelemeseler bile adlaşmış sıfat olurlar.
    Neredeyse hiçbir sıfata -li, -siz eki gelmez. Çünkü bunlar zaten ismi sıfatlaştıran eklerdir. Örneğin; iyili, kötülü, güzelli, uzunlu... demeyiz.
     

    yavuzotar

    Member
    Turkish
    "Talipli" kelimesi yanlıştır ve bu yanlış kullanış epeyce yaygınlaşmıştır. Bundan seneler evvel Hürri,yet Gazetesi'ne bununla ilgili aşağıdaki notumu yolladığımı hatırlıyorum. Tabii ki herhangi bir cevap gelmedi oradan..

    " TALİP / TALİPLİ


    Hürriyet’in 22 Ağustos 2004 tarihli nüshasında ‘Uzanların keçileri TMSF’ye kaldı’ başlıklı makalede dikkatimi çekti. Beş ayrı yerde ‘talip’ yerine ‘talipli’ kelimesi kullanılıyordu. Daha sonra 12 Ocak 2005 nüshasının 10uncu sahifesindeki ‘Sigara öldürür neden 2006’ya kaldı’ başlıklı Vahap Munyar makalesinde yine bu ‘talipli’ kelimesine rastladım (sütun 2, par.2.’de). Bu, isim kullanılacak yerde sıfat kullanmaktır ve yanlıştır; makalede anlatılmak istenen çerçevede doğrusu ‘talip’dir. ‘Evin sahibi’ demek isterken ‘evin sahiplisi’ ne kadar yanlış ise, ilk makalede geçen keçilerin, atların da taliplileri o kadar yanlıştır; bunların da olsa olsa talipleri olur. Türkçede ‘talipli’diye bir kelime bu anlamda değil, ancak ‘talibi olan’ (yani keçinin kendisi) anlamında kullanılabilir. Dolayısile, Munyar makalesindeki Tekel’in de ancak ‘talipleri’ olur, ‘taliplileri’ değil. ‘Talip’in sözlük anlamı genelde ‘bir şeye sahip olmaya aday kişi’ olup, ‘müşterek hayat için belli bir hanımın rıza ve kabulünü bekleyen damat adayı’ şeklinde bir özel anlam da taşımaktadır. "
     

    yavuzotar

    Member
    Turkish
    Hangi kelimelerin ayrı; hangilerinin bitişik yazılması gerektiği de büyük sıkıntı. Delikanlı bitişik; ama soğuk kanlı ayrı.

    Delikanlı artık kalıplaşmış, kanla ilgisi yok; o yüzden bitişik diyebiliriz. Peki o zaman Sağ ol neden ayrı? Elbette ki, kimse teşekkür amaçlı 'sağol' derken: "Hayatta kal, ölme" diye düşünmüyor.

    Köpek balığı'nın ayrı yazılması da bana tuhaf geliyor.

    Bazen düşünüyorum; acaba iki isim yanyana geldiğinde, veya belirtisiz isim tamlaması yapıldığında, Macarca ve Fincede olduğu gibi bitişik yazsak daha mı iyi olur diye:

    Ör:
    Kapıkolu
    Evpenceresi
    Güneşışınları
    Senesonuvedagösterisi
    Üniversitelerarasıöğrencideğişimgünleri

    Hem bu şekilde dile biraz egzotizm de katıyor ;) Böyle bir kural hiç hayata geçer mi bilmiyorum; ama ben resmî yazılar yazarken sürekli TDK yazım kılavuzuna bakma ihtiyacı hissediyorum. Bu da biraz düşündürücü.
    Tereddüdünüzde çok haklısınız, birleşik kelimeler konusu hala biraz kuralsız gidiyor. Ama sadece verdiğiniz örneklerle ilgili olmak ve birlikte yerine getirilmesi kaydiyle iki kuralı belirtmekte yarar görmekteyim: (a) birleşik kelimelerden herhangi biri veya her ikisi, türetilmiş birleşikten ayrı bir anlam taşıyorsa bitişik yazılır; (b) Legal bir isim tamlaması ayrı yazılır, iki kelime tamlama eki bakımından eksikli ise bitişik yazılır. Örnekler:

    delikanlı > legal bir sıfat tamlaması olması itibarile (b) kuralına girer, fakat (a) kuralını ihlal ettiği için (kanın, delisi akıllısı olmaz!) bitişik yazılır.
    soğukkanlı > aynen yukardaki gibi, bitişik yazılır (ayrı yazılacağını TDK tavsiye etmişse yanlış yapmış demektir).
    sağol > aynen yukardaki gibi, bitişik yazılır.
    Örnek olarak verdiğiniz Kapıkolu, Evpenceresi, Güneşışınları ise hem legal belirsiz isim tamlamalarıdır (kol-u, pencere-si, ışınlar-ı) hem de anlamları kendilerini teşkil eden kelimelerle ilişkilidir. Bu sebeple ayrı yazılmaları gerekir.

    Yer adlarından enteresan bir-iki örnek vermek isterim: Eskiden, 1950'lere kadar Top Kapısı, Edirne Kapısı, vb denir ve ayrı yazılırdı (legal tamlama). Zamanla kısaltıldı Topkapı, Edirnekapı vb denildi ve kurala uygun olarak bitişik yazılmaya başlandı. Hala da öyle. Tamlama kısaltmaları türkçemizde oldukça yaygındır. Zamanımızda dahi, Avrupa'ya sefer yapan TIR şoförü arkadaşlar Bulgaristan'a çıkan Kapıkule'ye "Bulgarkapı" ("Bulgar Kapısı" değil) demektedirler ve yazarken de bitişik yazarlar. Tabii bu örnekler yer adlarıdır, istisnaları da vardır. Ayrı yazılması gereken "Direklerarası", "Kızkulesi" gibi. Kimbilir, belki zaman içerisinde "Kızkule" diyecek ve bitişik yazacağız. Tıpkı "Isparta Kulesi"> "Ispartakule" gibi.

    "karafatma" > birlikte yazılır (Fatma değildir, her zaman kara da değildir)
    "hamamböceği" > legal tamlama, kendisi böcek, fakat ille de hamamla ilgisi yok; bitişik yazılır
    Ama "ipek böceği" ayrı yazılmalıdır. Çünkü hem legal bir tamlamadır, hem de ipekle ilişkili bir böcektir. "Uç-uç böceği" de öyle.

    Bütüüüüün bunlardan sonra, Kardeşim Rallino, siz beni aydınlatınız: "kurufasulye"yi nasıl yazacağız?

    Pazardan alınan "kuru fasulye" hem kurudur, hem fasulyedir, hem de legal bir sıfat tamlamasıdır. Kurallara göre AYRI yazılmalıdır....
    Pişirilip önümüze gelinceeeee... fasulyedir, ama artık kuru değildir; sulu yemektir. Dolayısiyle, bitişik mi yazılmalıdır?

    Yoksaaaa, sıfat tamlaması olan birleşik kelimelerle isim tamlaması olanların yapılış kuralları farklı mıdır? Bakın bunun üzerinde hiç kafa yormamıştım. Lütfen düşüncelerinizi yazınız.
     

    Black4blue

    Senior Member
    Turkish/Türkçe
    Aklıma geldi. İdari olarak bütün köy isimlerinden sonra Köyü kelimesinin gelmesi gerekiyor.

    Çiçekli Köyü, Böcekli Köyü...

    Peki ya sonu -köy ile biten köy isimleri?

    Küçükköy (Köyü?), Serinköy (Köyü?)...
     

    Tangriberdi

    Member
    Türkiye, Türkiye Türkçesi
    Evet güzel örnekler, Black4blue :)

    Türkçe öğrenenlerin karşılaştıkları bir başka sorun ise, bazı kelimelerde son harf yumuşak okunan bir sessiz olduğu için, kelimeye eklenen ekler ünlü uyumuna uymuyor.

    Ör:
    Saat --> Saatlar:cross: --> Saatler :tick:
    Dikkat --> Dikkatı:cross: --> Dikkati :tick:
    Alp --> Alp'a:cross: --> Alp'e:tick:

    Beni düşündüren "Sarp" kelimesi. Ben konuşurken hep Sarp'e, diyorum; ama arada beni düzeltenler çıkıyor :p Sizce hangisi doğru? Sarp'e mi Sarp'a mı?
    O çarpı koyduğunuz şekillerin hepsi aslında doğru, Ünlü uyumunun gerektirdiği biçimler onlar, Ama ünlü uyumunu bozma eğilimi çokça görülüyor, önceden bu Arapça sesletime yakınlaşmak için yapılıyordu, şimdi batı dillerine, sorsan Hayır diyecekler, İstanbul Türkçesinde böyle diyecekler..ki bu işin avutmacası, doğru değil.
     

    SonOfAdam

    New Member
    English - UK; Turkish - Turkey
    Yakın zamanda rastladığımız bir konu.

    Dil isimleri bilinen üzere iki türlü oluyor: Ya kelimenin sonuna "-ce/-ca" geliyor ("Türkçe", "İngilizce") ya da "Bilmemne dili" denir ("Kore dili", "Aymara dili" vs).

    Şimdi...

    "Kore dilini öğreniyorum"
    "Aymara dilini öğreniyorum"

    ...doğru, fakat

    "Türkçeyi öğreniyorum"
    "İngilizceyi öğreniyorum"

    ...yanlış olur. Neden? Aslında yanlış olması çok tuhaf. "İngilizce", "Türkçe" cümlenin nesnesiyse "-i" ekini alabilmeli ama alamaz.

    Sanırım şundan kaynaklanıyor: "İngilizce" tarzı dil isimleri esasında isim değil, zarftır. Mesela "İngilizce konuşuyorum" cümlesi aslında "İngiliz tarzında konuşuyorum" demektir. Öyle bakıldığında sorun yok. Ama bu kelimeyi dilin ismi gibi görüp "İngilizcemi geliştirmek istiyorum" gibi cümleler kura kura birbirimizin kafasını iyice karıştırdıktan sonra, "İngilizce konuşuyorum" yapısıyla "İngilizce öğreniyorum" yapısı aynı gibi gelmeye başlar. Ondan sonra da "İngilizceyi öğreniyorum" kulağımıza yanlış gelir oysa "İngilizce öğreniyorum" yanlış gelmeliydi, "İngiliz tarzında öğreniyorum" anlamına geldiğinden...

    Tercüman olarak dilin küçücük ayrıntılarıyla iç içe yaşadıkça böyle birçok kayma görüyorum ve büyük çoğunluğunun buna benzer "yanlış anlamalardan" kaynaklandığını fark ediyorum. Bana çok enteresan geliyor, sanki konu bu açıdan da araştırılırsa birçok şey keşfedilir gibime geliyor. Muhakkak araştırılıyordur...
     

    Black4blue

    Senior Member
    Turkish/Türkçe
    Yakın zamanda rastladığımız bir konu.

    Dil isimleri bilinen üzere iki türlü oluyor: Ya kelimenin sonuna "-ce/-ca" geliyor ("Türkçe", "İngilizce") ya da "Bilmemne dili" denir ("Kore dili", "Aymara dili" vs).

    Şimdi...

    "Kore dilini öğreniyorum"
    "Aymara dilini öğreniyorum"

    ...doğru, fakat

    "Türkçeyi öğreniyorum"
    "İngilizceyi öğreniyorum"

    ...yanlış olur. Neden? Aslında yanlış olması çok tuhaf. "İngilizce", "Türkçe" cümlenin nesnesiyse "-i" ekini alabilmeli ama alamaz.

    Sanırım şundan kaynaklanıyor: "İngilizce" tarzı dil isimleri esasında isim değil, zarftır. Mesela "İngilizce konuşuyorum" cümlesi aslında "İngiliz tarzında konuşuyorum" demektir. Öyle bakıldığında sorun yok. Ama bu kelimeyi dilin ismi gibi görüp "İngilizcemi geliştirmek istiyorum" gibi cümleler kura kura birbirimizin kafasını iyice karıştırdıktan sonra, "İngilizce konuşuyorum" yapısıyla "İngilizce öğreniyorum" yapısı aynı gibi gelmeye başlar. Ondan sonra da "İngilizceyi öğreniyorum" kulağımıza yanlış gelir oysa "İngilizce öğreniyorum" yanlış gelmeliydi, "İngiliz tarzında öğreniyorum" anlamına geldiğinden...

    Tercüman olarak dilin küçücük ayrıntılarıyla iç içe yaşadıkça böyle birçok kayma görüyorum ve büyük çoğunluğunun buna benzer "yanlış anlamalardan" kaynaklandığını fark ediyorum. Bana çok enteresan geliyor, sanki konu bu açıdan da araştırılırsa birçok şey keşfedilir gibime geliyor. Muhakkak araştırılıyordur...
    Hmm, evet. Bu dediğiniz sadece dillerde de olmuyor. Herhangi bir şey (dil, spor, hobi vb.) öğrendiğimizde aynı kalıbı kullanıyoruz.

    Tenis öğreniyorum, yüzme öğreniyorum, yağlı boya öğreniyorum, origami öğreniyorum, Hintçe öğreniyorum...
     

    Rallino

    Moderatoúrkos
    Turkish
    Neden? Aslında yanlış olması çok tuhaf. "İngilizce", "Türkçe" cümlenin nesnesiyse "-i" ekini alabilmeli ama alamaz.
    Hayır, alabilir. O örneklerin düzensiz bir tarafı yok. Türkçede, nesne yüklemin hemen yanındaysa, yalın hâlde bulunabilir. Ancak, araya başka sözcükler girerse, belirtme durumuna girer.

    İngilizce öğreniyorum. demek doğrudur. Araya "her gün" gibi bir zarf koyarsak, 'İngilizce' sözcüğünü belirtme hâline sokarız: İngilizceyi her gün öğreniyorum.
     

    SonOfAdam

    New Member
    English - UK; Turkish - Turkey
    Hayır, alabilir. O örneklerin düzensiz bir tarafı yok. Türkçede, nesne yüklemin hemen yanındaysa, yalın hâlde bulunabilir. Ancak, araya başka sözcükler girerse, belirtme durumuna girer.

    İngilizce öğreniyorum. demek doğrudur. Araya "her gün" gibi bir zarf koyarsak, 'İngilizce' sözcüğünü belirtme hâline sokarız: İngilizceyi her gün öğreniyorum.
    O eki alamaz derken o durumdan bahsediyordum. "İngilizceyi öğreniyorum" der misiniz?
     

    Rallino

    Moderatoúrkos
    Turkish
    Ona bakarsanız "Bir kitabı okuyorum" veya "Televizyonu seyrediyorum" da demeyiz. Bir kitap okuyorum / Televizyon seyrediyorum, deriz. Bu, nesnenin yüklemin yanıbaşında olmasıyla ilgili bir durum; dil olmasından kaynaklanmıyor.
     

    SonOfAdam

    New Member
    English - UK; Turkish - Turkey
    ...ama "Kore dilini öğreniyorum" deriz.

    İkisi de dilin ismiyse, neden aynı cümle yapısında birine ek getirirken öbürüne getirmiyoruz?
     

    Rallino

    Moderatoúrkos
    Turkish
    Şöyle düşünün: Türkçede article olmadığı için, bir şeyin belirli ya da belirsiz olduğunu akuzatif (-i hâlini) kullanarak veya kullanmayarak belirtiriz.

    İngilizce öğreniyorum. derken bu çok genel bir cümledir. Mesela şu anda İngilizcenin hangi kısmını öğreniyorsun? gibi bir cümleyi davet eder. Ama İngilizceyi tamamen sökmüş birisi: İngilizceyi öğrendim. diyebilir; çünkü artık kesin olarak konuşmaktadır: İngiliz dilinin tamamını öğrenmiştir.

    İngilizce yerine İngiliz dili dediğimiz zaman, sanki daha da kesin olarak konuşmuşuz gibi geldiği için, kesinlikle akuzatif olarak kullanmak zorunda gibi hissederiz. Nitekim başka dillerde de bu böyledir:

    İngilizce öğreniyorum. = (İng.) I am learning English. = (Fr.) J'apprends anglais. = (İt.) Imparo inglese. = (Yun.) Μαθαίνω αγγλικά. = (Mac.) Tanulok angolul.
    İngiliz dilini öğreniyorum. = (İng.) I am learning the English Language = (Fr.) J'apprends la langue anglaise. = (İt.) Imparo la lingua inglese. = (Yun.) Μαθαίνω την αγγλική γλώσσα. = (Mac.) Tanulom az angol nyelvet.

    Bu olay tamamen, konuşan kişinin, cümlesinde kullandığı nesneyi belirli mi yoksa belirsiz mi olarak algıladığıyla ilgilidir. Örneğin, normalde İngilizceyi öğreniyorum. demeyiz, evet; ama bazen onu da deriz. Her şey içeriğe bağlı. Mesela, yıllardır İngilizce öğrenmek isteyen; ama ekonomik sıkıntılardan dolayı kursa gidemeyen birisi, en sonunda parayı denkleştirip kursa gitsin. Derse girip, dili öğrenmeye başlayınca, zafer edasıyla kendi kendine: "Oh be! Evet be! Sonunda İngilizceyi öğreniyorum be!" diyebilir. Bu, örneğin, hiç de kulak tırmalamıyor.

    Aynı şekilde, "İngiliz dilini öğreniyorum" derken, -i hâlinde kullanıyoruz; ama "Üniversitede İngiliz dili okuyorum." derken nominatif durumda da kullanabiliyoruz.
     
    Last edited:

    SonOfAdam

    New Member
    English - UK; Turkish - Turkey
    Çok mantıklı bir açıklama oldu. Teşekkür ederim. Yanılmışım, bu konuda Türkçede düzensizlik yoktur. Bende hatlar karışabilir bazen... :p
    Bu olay tamamen, konuşan kişinin, cümlesinde kullandığı nesneyi belirli mi yoksa belirsiz mi olarak algıladığıyla ilgilidir.
    Mesela bu bağlamda böyle bir mantık İngilizcede yoktur. Belli bir kelimeyle birlikte "the" kullanılır mı, kullanılmaz mı, bu her zaman gramer kuralları ve somut mantık uygulayarak cevaplanabilen bir sorudur. Kişinin onu nasıl algıladığı bir kriter değildir. İngilizce mantığı "Dil dildir kardeşim, belirliyse belirlidir" der, ona göre article kullanır. Kullanım sabittir.

    Dolayısıyla İngilizce gibi bir dille yan yana getirildiği zaman Türkçedeki kullanım "düzensizlik" gibi görünebilir. Çünkü Türkçede benzer bir kural aradığınızda bulamazsınız. Sonra bir yazı yazarken birebir aynı olan cümle yapılarında ekleri farklı kullanmak durumunda kaldığınızda ancak kendi kendinize "başka türlü tuhaf olur" diyerek yanlışa düşme korkunuzu giderebilirsiniz...

    Ama açıklamanız her şeyi kafama biraz daha oturttu. Türkçeye İngilizce mantığıyla yaklaştığımda buna benzeyen birçok durum görüyorum. (Örneğin virgül kullanımı bazen sırf yaratılmak istenen vurguya bağlı olarak belirleniyor, İngilizcede ise virgül cümlenin anlamını ciddi anlamda değiştirebildiğinden kullanımı daha tutarlıdır.) Demek ki bunu tutarsızlık değil, esneklik olarak görmek lazım. Bu Türkçenin sahip olduğu, başka dillerde olmayan bir güzellik. Ne mutlu bize!

    Neyse bu thread'i yeterince gaspettim, anlayışınız için teşekkür ederim!
     

    NativeTR

    New Member
    Türkçe-Türkiye
    Evet güzel örnekler, Black4blue :)

    Türkçe öğrenenlerin karşılaştıkları bir başka sorun ise, bazı kelimelerde son harf yumuşak okunan bir sessiz olduğu için, kelimeye eklenen ekler ünlü uyumuna uymuyor.

    Ör:
    Saat --> Saatlar:cross: --> Saatler :tick:
    Dikkat --> Dikkatı:cross: --> Dikkati :tick:
    Alp --> Alp'a:cross: --> Alp'e:tick:

    Beni düşündüren "Sarp" kelimesi. Ben konuşurken hep Sarp'e, diyorum; ama arada beni düzeltenler çıkıyor :p Sizce hangisi doğru? Sarp'e mi Sarp'a mı?
    Türkçe'de hala 'â' gibi şapkalı harfleri kullanıyor olsaydık böyle bir düzensizliğin olmadığını, aslında bir düzen içerisinde olduklarını söyleyecektik. Saât, dikkât, Âlp ...
     

    Rallino

    Moderatoúrkos
    Turkish
    Türkçe'de hala 'â' gibi şapkalı harfleri kullanıyor olsaydık böyle bir düzensizliğin olmadığını, aslında bir düzen içerisinde olduklarını söyleyecektik. Saât, dikkât, Âlp ...
    Türkçede hâlâ 'â' harfi kullanılmakta; kullanmayan birisi yanlış yazmaktadır. Benim verdiğim o örneklerde farklı okunan harf 'a' değil; sondaki yumuşak okunan t ve p'dir.
     
    Last edited:

    NativeTR

    New Member
    Türkçe-Türkiye
    Türkçe'de hala 'â' gibi şapkalı harfleri kullanıyor olsaydık böyle bir düzensizliğin olmadığını, aslında bir düzen içerisinde olduklarını söyleyecektik. Saât, dikkât, Âlp ...
    Türkçe'de ekler büyük ve küçük ünlü uyumuna, dolayısıyla son hecedeki ünlü harfe göre belirlenir. Daha önce de belirttiğim gibi, verdiğin örnekteki saât, dikkât ve Âlp sözcüklerinin -de almasının tek nedeni son hecelerindeki ünlülerin niteliğidir.

    Kaldı ki p ve t sert ünsüzlerdir.
     

    Rallino

    Moderatoúrkos
    Turkish
    P ve T sert ünsüzdür evet; ama yabancı dilden gelen bazı kelimelerde P, T ve L ünsüzleri daha yumuşak okunur.

    Biyoloji kelimesindeki L harfi ile Kolon kelimesindeki L aynı değerde değildir. Bu yumuşama her zaman, sözü geçen sessiz harfin yakınındaki ünlüden kaynaklanmaz. (Zaten, 'Biyoloji' kelimesi üzerinde konuşursak, yumuşak 'o' diye bir şey yoktur. Demek ki L harfinin kendisi yumuşama özelliğine sahiptir.)

    Aynı durum 'Alp' ve 'Kalp'te de vardır. Test etmek için uzun bir a ile okuyabilirsiniz: AaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaLP : A'nın normal olduğu; ama L'ye gelindiğinde, normalden daha yumuşak bir L çıktığı fark edilir.

    Kaldı ki bu durum, sözcüklerin IPA karakterli yazılışlarına bakıldığında da görülür. Örneğin Kalıp ve Kalp sözcükleri sırasıyla: / ka'ɫɯp / ve / kalp / 'tir.
     

    NativeTR

    New Member
    Türkçe-Türkiye
    P ve T sert ünsüzdür evet; ama yabancı dilden gelen bazı kelimelerde P, T ve L ünsüzleri daha yumuşak okunur.

    Biyoloji kelimesindeki L harfi ile Kolon kelimesindeki L aynı değerde değildir. Bu yumuşama her zaman, sözü geçen sessiz harfin yakınındaki ünlüden kaynaklanmaz. (Zaten, 'Biyoloji' kelimesi üzerinde konuşursak, yumuşak 'o' diye bir şey yoktur. Demek ki L harfinin kendisi yumuşama özelliğine sahiptir.)

    Aynı durum 'Alp' ve 'Kalp'te de vardır. Test etmek için uzun bir a ile okuyabilirsiniz: AaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaLP : A'nın normal olduğu; ama L'ye gelindiğinde, normalden daha yumuşak bir L çıktığı fark edilir.

    Kaldı ki bu durum, sözcüklerin IPA karakterli yazılışlarına bakıldığında da görülür. Örneğin Kalıp ve Kalp sözcükleri sırasıyla: / ka'ɫɯp / ve / kalp / 'tir.
    Öğrendiğim kadarıyla saat, kalp sözcüklerinin Arapça kökenli kelimeler olup ve söz konusu a 'ların ayn harfi olduğundan ince ünlü içeren ekler alıyorlar. Türkçe'de yumuşatıcı özelliği olan tek harfin l harfi olduğunu da söyleyebiliriz. Örnek olarak verdiğimiz tüm sözcükler zaten yabancı kökenli olduğu için bu kelimelerin tek düzensizlikleri yabancı olmalarıdır.
     
    Last edited:

    Black4blue

    Senior Member
    Turkish/Türkçe
    Rallino'nun dediği gibi, farklı olan ünlüler değil ünsüzlerdir.

    Türkçede aslında hem sert hem yumuşak okunan ünsüz olmadığı gibi yabancı diller dolayısıyla dilimizde görülenler k, l, g harfleridir.
     
    Last edited:

    és

    New Member
    Turkish
    Benim bu soruna çözüm önerim şöyledir. Bu iş sadece şapka işaretiyle çözülemez, eksik kalır. Zaten mevcut alfabemiz eksik (bu uzun bir konu). İşaretlemeler de eksik.

    Temelde üç sesli çeşidi var; 1) Uzun okunan (incelmeden), 2) İnce okunan (uzamadan), 3) Hem ince hem uzun okunan

    Bunlara /a/ sesinden örnekler verirsek; 1) Nàzım, sàhil, tàrih... 2) kár, lál, hál... 3) Lâle, sülâle, lâzım... Zaten şapka imi /^/ diğer iki imin birleşmişidir(´ `), bu nedenle hem uzatır hem inceltir.

    Diğer harflerden karışık örnekler de verelim; álkól, buna mukabil al-kol (Türkçe al ve kol), sól (yabancı kökenli, nota adı) - sol (Türkçe kökenli, yön adı), ból (yabancı, içki adı) - bol (Türkçe, çok, mebzûl), kalıp - kálp, Álp- alıp (gitti), biyolóji, kolon vb. Bülent Ersoy'un dediği gibi yazarsak hálk :) doğrusu halk...

    Birden çok imin bir arada olduğu örnekler; hàlâ - hala, ala (alaca), àlâ (iyi, güzel), bala (yavru 2) çocuk) - bàlâ (yüce, ulu), kár (profit) - kar (snow), su - súlh, Húlki - Hulûsi, selâhiyet, lúzum, màhur, mèmur, bàki, mèzun, meze, àşık - aşık ...
     

    sufler

    Senior Member
    Polish - Poland
    Merhaba guys,
    I see you're talking about irregularities in Turkish here. I would like to share with you an irregularity which I've encountered recently in a Turkish text, and frankly I was very surprised to see it. The online press said Mutlu evliliğin sırrı. I didn't know the word "sırrı" before, so I looked up the dictionary for sırr or sırır (I suspected the last but one vowel was omitted). However it turned out that the basic word is sır, with just one "r", and the r letter is kinda doubled when another suffix is added (sır + r + ı). Do you consider this to be an irregularity? Are there more examples of doubling the last letter, perhaps other than "r"?
     

    Black4blue

    Senior Member
    Turkish/Türkçe
    Merhaba guys,
    I see you're talking about irregularities in Turkish here. I would like to share with you an irregularity which I've encountered recently in a Turkish text, and frankly I was very surprised to see it. The online press said Mutlu evliliğin sırrı. I didn't know the word "sırrı" before, so I looked up the dictionary for sırr or sırır (I suspected the last but one vowel was omitted). However it turned out that the basic word is sır, with just one "r", and the r letter is kinda doubled when another suffix is added (sır + r + ı). Do you consider this to be an irregularity? Are there more examples of doubling the last letter, perhaps other than "r"?
    Yes this is an irregularity which happens in Arabic words (just like other irregularities). There are few examples. I can remember those:
    sır - sırrı
    hak - hakkı
    zam - zammı (But I say zamı :) )
    hat - hattı
    set - seddi
    (I say seti :) ) It's actually not used except Çin Seddi (Great China Wall)
    ret - reddi
    his+etmek - hissetmek
    af+etmek - affetmek
     

    Melaike

    Member
    Turkish
    Yes this is an irregularity which happens in Arabic words (just like other irregularities). There are few examples. I can remember those:
    sır - sırrı
    hak - hakkı
    zam - zammı (But I say zamı :) )
    hat - hattı
    set - seddi
    (I say seti :) ) It's actually not used except Çin Seddi (Great China Wall)
    ret - reddi
    his+etmek - hissetmek
    af+etmek - affetmek
    Bu kelimelerin orijinal telaffuzundan kaynaklanan bir sorun diye düşünüyorum.Mesela Nişanyan Sır kelimesinin Arapça orijinalini ''sırr'' diye vermiş:

    ~ Ar sirr سرّ [#srr msd.] 1. göbek, bir şeyin en iç ya da orta kısmı, ruh, yürek, 2. gizlenen şey, esrar
    Zam:

    ~ Ar ḍamm ضمّ [#ḍmm msd.] artırma, katma < Ar ḍamma ضمّ artırdı
    Hat:

    Ar χaṭṭ خطّ [#χṭṭ msd.] 1. çizgi çizme, yazı yazma, 2. çizgi, çizim sanatı
    Ret:

    Ar radd ردّ [#rdd msd.] geri çevirme, geri gönderme, geri sürme, iade etme, reddetme < Arradda ردّ geri çevirdi
    Set:

    Ar sadd سدّ [#sdd msd.] 1. tıkama, kapama, engelleme, 2. engel, bariyer < Ar sadda سدّ engel oldu
     

    yavuzotar

    Member
    Turkish
    Merhaba guys,
    I see you're talking about irregularities in Turkish here. I would like to share with you an irregularity which I've encountered recently in a Turkish text, and frankly I was very surprised to see it. The online press said Mutlu evliliğin sırrı. I didn't know the word "sırrı" before, so I looked up the dictionary for sırr or sırır (I suspected the last but one vowel was omitted). However it turned out that the basic word is sır, with just one "r", and the r letter is kinda doubled when another suffix is added (sır + r + ı). Do you consider this to be an irregularity? Are there more examples of doubling the last letter, perhaps other than "r"?
    With all due respect to other commentators on this post, there is no irregularity here whatsoever. The word 'sır' is a loan word from Arabic 'SIRR'. In Turkish, a word ending with two consonants is a rarity; ending with the same two consonants is unheard of. So. Turks, as a rule (not as an irregular usage) simply ignored one of the twins and reduced 'SIRR' (sad, ya, ra, ra) to 'SIR'. However if a suffix with an initial vowel is to be added to it, the loanword returns to its original form, and this too is a rule. Following these well established rules, 'SIRR' becomes 'SIR' in nominative case, but returns to its original Arabic spelling 'SIRR-I' in accusative, or 'SIRR-A' in dative cases.
    Similarly, "Hac mevsimi başladı" (nominative); "Ahmet hacc-a gitti" (dative). "Melaike" gives a good set of other examples but errs in calling these as 'irregularities".
    I would also like to mention here the recent usage of 'REDD / RED' which I find more than an irregularity (more like a monstrosity), and it is 'RETETMEK' (to refuse) which appears occasionally in the press. It should be 'REDDETMEK'.
     
    < Previous | Next >
    Top